Şirketleri Daha Güçlü Kılacak Hukuki Notlar
Önlenebilir Hukuki Hatalar – 3
Aile Şirketlerinde Öngörülemeyen Tehlike
Av. Hande Burma
Giriş
Aile şirketlerinde uyuşmazlıklar başladığında çoğu zaman şunlar gündeme gelir:
"Aslında hiçbir problemimiz yoktu. Sonra çocuklar şirkete girmeye başladı..."
veya
"Eşinin onu doldurduğunu düşünüyorum. Bizim işimizde onun eşi neden söz sahibi?"
ya da
"Ona alınan araba, bana alınmadı. Ben eşime, aileme mahcup oluyorum. Sen hava atacaksın, tatillerde gezeceksin, ben mesaiden kafamı kaldıramayacağım! Oldu canım!"
Ve bugüne kadar hiç konuşulmayan, bir şekilde aile içinde dengelenen his ve düşünceler, bir anda halı altında birikmiş ve artık kontrol edilemeyen anlaşmazlıkların fitili olur.
Peki sorun nerde?
Aile üyelerinden birinin evlenmiş olması mı? Çocuğunun büyüyüp babasının şirketinde çalışmak istemesi mi? Babanın, şirketlerine emek veren çocuğuna ev ya da araba alması mı? Elbette hayır!
Bir aile sevgi, fedakârlık, eşitlik, duygusal ve fiziki koruma üzerine kurulabilir.
Şirkette ise performans, sorumluluk, hesap verebilirlik, profesyonellikten bahsederiz.
Bu iki düzen birbirine karıştığında ise bir anda eşinizle yaşadığınız boşanma sürecinin şirket için de risk olduğunu, işe sokmak istediğiniz oğlunuza pozisyon ararken, yeğeninize de pozisyon yaratmak gerekeceğini, şirketteki hissenizin veya söz hakkınızın arttırılmaması nedeniyle eşinizin, babanızla, annenizle ya da kardeşinizle gergin bir ilişkide olduğunu fark edersiniz.
Bunlara fırsat vermeden, baştan ihtiyaca göre doğru soruları sormak hayat kurtaracaktır:
- Eşlerle, evlilik sözleşmesi (mal rejimine veya en azından şirket hisselerine dair) yapılacak mı?
- Tüm malvarlığı değerleri şirket adına mı alınacak?
- Şahsi malvarlığı edinimi hoş karşılanacak mı? Bu edinimlerde şirket kaynakları, avans, borç gibi kullanımlar olacak mı?
- Çocuklar şirkette hangi şartlarda çalışacak? Başka bir yerde veya şirket içinde en alt kadroda çalışıp gerekli tecrübeyi edindikten sonra mı? Okulu bitirir bitirmez hemen yönetim kademesinde mi?
- Maaş ve terfileri kim belirleyecek? Aile üyeleri, şirket çalışanları ile aynı haklara mı sahip olacak?
- Şirket yönetiminde, babadan boşalan yere kim gelecek? Büyük çocuk mu, yoksa yıllardır edindiği bilgi ve tecrübelerle sisteme vakıf ve yönetim becerileri gelişmiş küçük çocuk mu? Peki anlaşamadıklarında buna kim karar verecek?
- Profesyonel bir yönetim ne zaman devreye sokulacak?
- Şirket hep bu iş kolunda mı faaliyet gösterecek, yoksa yeni gelişen alanlara ve yatırımlara girilecek mi?
Bu sorular elbette, şirketin, ailenin, sektörün, piyasanın ve diğer aktörlerin ihtiyaçlarına göre çeşitlendirilebilir.
Aile Anayasası sorularınızın cevabı olabilir
Türkiye'de birçok aile şirketi, esas sözleşmesini elbette hazırlıyor, ancak çoğunda yukarıda sorduğumuz soruların hiçbiri gündeme gelmiyor.
Oysa ülkemizde marka değeri taşıyan köklü şirketlerin aile anayasalarını yazdıklarını görüyoruz. Bu durum şüphesiz onları daha kolay hareket edebilir, daha kurumsal ve daha başarılı, kurucu ailelerin ve onların ailelerinin de nesiller boyu daha sağlıklı ve sıkı ilişkilere sahip olmalarını sağlıyor.
O halde cevap sadece profesyonel yönetim kaynaklarında değil, aile yönetişimi araçları, bu konulardaki iletişim, kurallar, şirketin ihtiyacı ve kurucular arasındaki dengede aranmalı.
Ülkemizin çok başarıyla büyüyen ancak baba vefat ettikten sonra kardeş kavgaları nedeniyle bozulan, sürdürülemeyen, ayrılan ve benzer isimlerle hayata devam eden şirket hikayelerini biliyoruz. Oysa hızlı gitmek istiyorsanız yalnız, uzağa gitmek istiyorsanız birlikte hareket etmek gerektiği sözü burda da kendini doğruluyor.
Aile şirketlerini çoğu zaman rekabet, ekonomik şartlar veya piyasadaki dengeler değil, konuşulmayan beklentiler, tanımlanmayan roller, yazılmayan kurallar ve aile ile şirket arasına çizilmeyen sınırlar, bu iletişimsizliğin geniş aileye ve günlük hayata sirayet etmesi yıpratıyor.
Aile şirketlerine danışmanlık verirken belki de en sık kırmızı alarm gördüğümüz konu bu. O nedenle bugün, bu yazıyı okuyan aile şirketi mensuplarına sadece sermayeyi ya da iş akışını değil, aile ilişkilerini de kurumsallaştırmalarını, bunun için de gecikmeden şirket avukatları ile birlikte aile anayasası yazma çalışmalarına başlamalarını öneriyorum.

