Şirketleri Daha Güçlü Kılacak Hukuki Notlar
Önlenebilir Hukuki Hatalar – 2
"Bize yanlış yapmaz!" diye düşünerek Ortak Olmanın Bedeli
Av. Hande Burma
Giriş
İş hayatında çok sık duyulan cümlelerden biri de şu:
“Yıllardır birbirimizi tanıyoruz.",
Hatta bazen devamında şunlar gelir:
“Aramızda aranmaz!”, “Aramızda paranın lafı geçmez!”, "Biz kardeş gibiyizdir.", “Bize yanlış yapmaz, bu ortaklığı o istedi!”, "Aramızda güven var, sözleşmeye gerek duymadık."
Bu cümleler tam da gelecekte yaşanacak olumsuzlukların habercisidir.
Zira inanın bana, adliyelerde milyonlarca dosya çoğu zaman birbirini hiç tanımayan kişiler arasında değil, tam da birbirine bir zamanlar bu cümleleri kuran kişiler arasında görülüyor.
Güven, elbette kişiler için (tüzel veya gerçek kişi olarak düşünülebilir) günümüzde çok önemli bir duygu. Ancak bir ortaklık için (buna hayat ortaklığında evlilik sözleşmesi de dahil edilebilir) sadece güven yeterli olmayacaktır. Güvenin yanına sağlıklı iletişimi, özellikle şirketler için de iyi belirlenmiş tanımları ve sınırları eklemek gerekir.
Ortaklıklar kötü niyetle değil, belirsizlikle bozulur.
Birçok kişi ortaklıkların ihanetle veya kötü niyetle sona erdiğini düşünür.
Oysa uygulamada görülen uyuşmazlıkların önemli bir kısmı bundan çok daha farklı nedenlerle ortaya çıkıyor.
Çoğu zaman her biri kendini haklı bulan ortaklar; aynı hedefi, aynı sorumluluğu, aynı riski paylaşmaları gerekirken, diğerinin daha az çalıştığını, kendisinin daha fazla sermaye koyduğunu, şirketle ilgili kritik kararları tek başına aldığını, şirket için daha çok risk üstlendiğini, fedakarlık gösterdiğini başka ifade ile başarılarıyla anılan şirketi bugünlere sadece kendisinin getirdiğini düşünmeye başlıyor.
Bu noktada konuşulmayan her beklenti, her bir ortağın kendi zihninde kurduğu ve diğeri ile paylaşmadığı başarı hikayesi günün sonunda bir uyuşmazlık sebebi hâline gelebiliyor.
Ortak olmadan önce konuşulmayan konular, ortaklık bozulurken maalesef mahkemede konuşuluyor.
Ortaklık kurulurken herkes şirketin nasıl büyüyeceğini ya da nasıl para kazanacaklarını konuşuyor.
Ancak:
- Şirkette kim hangi görevi üstlenecek? Kim sahada çalışırken, kim evrak ve bürokratik işlere bakacak?
- Kim ofiste ve çalışanlarla tam zamanlı çalışırken, hangi ortak pazarlama ve iletişim işlerini üstlenecek?
- Kim yalnızca sermaye koyacak? Kim imzaya yetkili olacak?
- Ortaklar maaş alacak mı? Kâr dağıtılacak mı?
- Bir ortak ayrılmak isterse ne olacak? Hisse devri nasıl olacak? Dışardan ya da tarafları tanımayan herhangi bir ortak alınabilecek mi?
- Bir ortak yükümlülüklerini yerine getirmezse nasıl hareket edilecek?
Bu soruların cevapları, tam da bir şirketin anayasası gibi, şirket ana sözleşmesinde kararlaştırıldığında ilerde ortakların işini ve şirketin gelecekteki başarılarını kolaylaştıran ayrıntılar olarak ortaya çıkıyor.
Kararlaştırılmadıysa, maalesef çoğu zaman uzun yıllar süren davalar, önü tıkanan şirketler, bir kere uyuşmazlık başgösterdi mi asla adım atmaya yanaşmayan kötü niyetli ortak hikayeleri ile baş başa kalınıyor.
O nedenle şirket kurulurken veya bir ortaklığa başlanıyorken iyi hazırlanacak bir sözleşme, ilerde çıkabilecek uyuşmazlıkları engelleyeceği gibi, şirketin geleceğini ve taraflar arasındaki güveni de garanti altına alıyor.
Ortaklık sözleşmesi yalnızca bugünü değil, kriz anını da yönetmelidir.
İyi bir ortaklık sözleşmesi;
bugün işler yolundayken değil, yarın işler beklenildiği gibi gitmediğinde değerini gösterir.
Şirket zarar ederse ne olacak? Bir ortak vefat ederse? Ya da eşinden boşanırsa ve şirketteki hisseler bir anda (veraseten veya mal rejimi nedeniyle) eşine geçerse? Bir ortak iflas ederse? Dolaylı olarak şirket hisselerine de haciz gelirse? Ortak artık çalışmayı bırakırsa? Çocuklarımız büyüdüğünde doğrudan şirkette çalışabilecekler mi? Ortaklardan biri şirketle rekabet etmeye başlarsa ne olacak? İyi günde veya kötü günde şirketten her istediği bilgiyi alabilecek mi? Yoksa hoşgörünün ve yetkinin sınırları şirket menfaatleri önde tutularak korunacak mı? Ayrılmak isteyen ortak şirketin verilerini veya mesela oluşmasında kendi emeği bulunsun bulunmasınn müşteri portföyünü veya know how’ı kullanabilecek mi? Bir kriz anında kararlar nasıl alınacak? Hangi konularda oy birliği gerekecek? Şirket için hayati bir konuda sırf kötüniyetle gereken oyu kullanmazsa ne olacak?
İşte bu soruların cevapları ortaklık kurulurken verildiğinde, şirket geleceğe çok daha sağlam adımlarla ilerleyecektir.
Sonuç
Ortaklıkları çoğu zaman insanlar ya da kötüniyetlerden çok; konuşulmayan beklentiler, yazıya dökülmeyen kurallar ve ertelenen kararlar yıpratıyor.
Hep Türkiye’de şirketlerin neden yüzyıllarca yaşamadığını konuşuyoruz. Peki uzun ortaklıklar için gereken iletişimde kalıyor ve gerekli soruları soruyor muyuz?
Bu nedenle ortaklık kurarken sorulması gereken ilk soru; "Karşımdaki kişiye güveniyor muyum?" değil de, "Bu ortaklığın ileride karşılaşabileceği riskleri öngörüp birlikte konuşabildik mi?" olmalıdır.
Çünkü güven, güçlü bir ortaklığın başlangıcı ise, iyi bir ortaklık sözleşmesi ile çok daha kolay ve risksiz yönetilebilir hale gelir.
En başarılı ve yılları devirmiş ortaklıklar, hiç sorun yaşamayan ortaklıklar değil, sorun çıktığında nasıl hareket edileceğini daha en başından kararlaştırmış ortaklıklardır.
Yılları devirmiş, başarılarla taçlanmış ortaklıklarınıza …

