Önlenebilir Hukuki Hatalar 1
“İnternetten Bulunan” Sözleşmeler Sizi Gerçekten Korur mu?
Av. Hande Burma
Giriş
İş dünyasında çok sık karşılaştığım bi konuyu paylaşmak istiyorum bugün.
Önüme bir uyuşmazlık geldiğinde, haliyle mevzuyu anlamak için sorarım: “Sözleşmeniz var mı?”
Müvekkil/müvekkil adayı kendinden emin bir sesle cevap verir:
"Evet Evet tabi ki var. İnternetten bir sözleşme bulup imzalamıştık. Hemen gönderiyorum!"
Peki gerçekten de ortada sözleşme var mı?
Soruyu daha doğru sormak gerekirse ;
Elinizdeki metin, gerçekten sizin şirketiniz için bu konuyla ilgili hazırlanmış bir sözleşme mi; yoksa internette bulunan, başka bir şirket için hazırlanmış, genel ifadeler içeren matbu bir evrak mı?
Bugün ticari uyuşmazlıkların çoğu, tarafların kötü niyetli davranışlardan çok; iş ilişkisinin, karşılıklı yükümlülüklerin ve sürecin nasıl yönetileceğinin somutlaştırılmamasından kaynaklanıyor.
Oysa şirketiniz için iyi hazırlanmış bir sözleşme, yalnızca imzalanan birkaç sayfalık bir metinden değil, taraflar arasında henüz sorun çıkmadan önce riskleri öngören ve bunlara çözüm üreten, şirketinizi çok daha büyük risklerden koruyan bir yol haritasıdır.
Aynı sözleşme, farklı şirketlere veya farklı konularda kullanılamaz
Her şirketin; tıpkı her kişinin parmak izinin ve karakterinin farklı olması gibi; faaliyet alanı, çalışma yöntemi, teslim süreçleri, beklentileri, kurumsal kültürü, risk algısı, ticari öncelikleri, refleksleri birbirinden farklıdır.
Dolayısıyla iki şirket arasında, her bir farklı konuda imzalanacak sözleşmenin de bu farklılıkları yansıtması gerekir.
Bir üretim şirketi için teslim tarihi hayati önem taşıyabilir.
Bir yazılım şirketi için fikri mülkiyet hakları vazgeçilmez olabilir.
Bir inşaat firması için iş güvenliği yükümlülükleri ön planda olabilir.
Bakıldığında her biri birer eser sözleşmesi gibi değerlendirilebilse de aynı metin, bu üç şirketi aynı ölçüde koruyamayacaktır.
Mesele, yükümlülükleri ayrıntılı tanımlamaktır.
Taraflar çoğu zaman "yapılacak iş" konusunda anlaşırlar; ancak işin nasıl yapılacağı, hangi standartta teslim edileceği, hangi belgelerin isteneceği, sözleşmenin ne zaman tamamlanmış sayılacağı gibi ayrıntılar yazılı hâle getirilmez. Hatta biz avukatlara talimat verilirken de genellikle “Şu firmaya, bu kadar mal vereceğiz, şu birim fiyattan satacağız, sözleşme hazırlayabilir misiniz?” denir. Peki ya teslimat? Ödeme koşulları? Ürünün kalitesi? ve devamında pek çok sorunun detaylandırılması mecburidir.
Sorunlar da tam burada başlar.
Çünkü somutlaştırılmayan her unsurda tarafların her biri kendi bakış açısıyla hareket eder.
Yüklenici, iş sahibinin yaptığı ödemenin yettiği veya verilen sürenin bittiği ana kadar yaptığı iş ile yükümlülüğünü tamamladığını düşünür. İş sahibi çevre düzenlemesi yapılmamış veya sadece kaba inşaatı bitmiş bir bina ile karşı karşıya kalabilir.
Üretici, ürettiği malı paketlemekle sözleşmeye uygun davrandığını sanır. Alıcı, ürünün kendisine teslimini bekler.
Yazılımcı, kodu yazar, alıcı kendi ihtiyaçlarına uygun ve hata vermeyen bir yazılım umar.
Her iki taraf da kendisini haklı görebilir. Ancak hukuk açısından önemli olan, tarafların ne düşündüğü değil; sözleşmede ne kararlaştırdıklarıdır.
O HALDE HER DETAY ÖNGÖRÜLMELİDİR:
Teslim nasıl yapılacak? Sözleşme ne zaman sona erecek? Hangi durumlarda yükümlülükler yerine getirilmiş sayılacak? Peki her şeyin sözleşmeye uygun olduğuna kim karar verecek? Hangi şirket yetkilisi? Teknik ekip mi? Bağımsız bir bilirkişi mi? Ortak oluşturulacak bir kabul komisyonu mu? Tarafların birlikte hazırlayacağı bir kontrol listesi mi dikkate alınacak? Peki ticari hayatın bu kadar hızla aktığı ve her bir saniyenin bile hammadde ve maliyet açısından önem arz ettiği bir çağda sözleşmenin uygunluğuna karar verilene kadar beklemeye vakit ve daha da önemlisi vakit var mı?
İşte tam da iş dünyasında başarının sırrından biri de, yazılı hafıza ve iyi hazırlanmış sözleşmelerdir.
İyi bir sözleşme yalnızca yükümlülükleri saymaz. İhlal durumunda izlenecek yolu da belirler.
Örneğin; önce yazılı ihtar mı gönderilecek yoksa eksikliklerin giderilmesi için süre mi verilecek? Basit bir ihlal bile sözleşme feshi için bir neden sayılacak mı, yoksa tekrarı mı aranacak? Peki cezai şart uygulanacak mı? Arabuluculuk veya tahkim öngörülecek mi? Sözleşmeye ilişkin olarak süreçte talep ve talimatları iletmeye kim yetkili olacak? Ödemeler faturaya göre mi yapılacak, vade öngörülecek mi, herhangi bir kur dikkate alınacak mı, siparişe bağlı sözleşmelerde değişen maliyetler yansıtılacak mı? Firmalar farklı şehirlerde ise açılacak dava hangi yer mahkemesinde görülecek? gibi pek çok sorunun cevabı uyuşmazlık çıktıktan sonra değil, sözleşme hazırlanırken verilmelidir. Bu noktalar düşünülmeden ve işin gereği ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar öngörülmeden hazırlanan veya “internetten bulunan” matbu bir sözleşme hem itibar, hem büyük maddi kayıplara yol açabilir.
Bu nedenle sözleşmeleri yalnızca imzalanacak belgeler olarak değil, şirketinizi koruyan stratejik risk yönetimi araçları olarak değerlendirmek gerekir. Sözleşme gerektiren olaya ilişkin mümkünse şirketin faaliyet alanına, çalışma şartlarına, misyonuna ve kurum kültürüne hakim bir avukatla çalışmak her zaman bir adım önde olmanızı sağlayacaktır.
Çünkü iyi hazırlanmış bir sözleşme, çoğu zaman hiç açılmayacak bir davanın en güçlü savunmasıdır.

